1930’ lı yılların başında A.B.D de Duke Üniversitesinde J.B.Rhine ve eşi L. Rhine tarafından yürütülen çalışmalarda psisik çalışmaları belirtmek için almanca parapsychologie terimini kullanmışlardır.Alışılagelmişin dışı,farklı psikoloji anlamına gelmektedir.Bu yıllarda telepati, telekinezi ve durugörü çalışmalarının yoğun olduğu ve isimlendirmelerde özellikle durugörüdeki hadiselerin Extrasensory perception adlandırdıklar (duyu dışı algılamalar) görülmektedir.
Duyu dışı algılamaların geçmişi,şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmışlardır.Duke Üniversitesi labaratuarlarında zihnin madde üzerindeki fiziksel etkileri araştırıldığında bulunan sonuçlar zihinsel devinim anlamında yeni bir terimin kullanıldığını görmekteyiz.Psikokinesis kısaca PK yani zihnin maddeye hakimiyeti yine bu dönemlerde spirit çalışmalarda hassas deneklerin meydana getirdiği fenomenleri inceleyen bilim adamları medyom kelimesinin yerine PSI yetenekleri adını vermişlerdir.
Fransa’da 1900'lü yılların başında Alan Cardec'in ve ABD de EDGAR CAYCE isimlerinin Trans altında çeşitli algı ve kehanetlerini işte bu PSI yetenekleri ile izah etmeye çalışmışlardı.Parapsikoloji araştırmacıları bu isimlerin yanında yine aynı dönemlere rastlayan bir dönem Sovyetler Birliği ve Doğu bloku araştırmacılarının ESP yerinepsikotronik veya biyoiletişim PSI yerine bioenerji /bioplazma kelimelerini kullanmışlardır.
Sovyet ideolojisi bu fenomenleri biokimyasal hadiseler olarak ele almıştır.Psikotronik,Yunanca psise ve elektron sözcüklerinden gelmektedir.İlk kez 1968’de Dr. Z. Reydak başkanlığında bir grup Çek bilim adamı tarafından Moskova Uluslararasi Parapsikoloji konferansında parapsikoloji sözcüğü yerine kullanıldı.Bu bilimadamları parapsisik olaylarda sözü edilen enerjinin yapısını keşfetmek amacında olduklarını belirtmişlerdi.
Psikotronik enerji paranormal olayların temelini oluşturabilir.Bu enerji birimi ise psikotron olarak adlandırılmaktadır.Dr. Rejdak, psikotronik ile ilgili olarak özde insanla ilgili olan bir biyonik bilimdir.Biz, PSI olayını öncelikle insanda ikincil olarak ta tek başına bir enerji şeklinde tanımlamaya çalışıyoruz. Amaç ya ara bağlantı olarak insanı ya da insanı saf dışı bırakarak yapay bir sentezi kullanarak (elektromanyetik,çekimsel ya da diğerleri gibi bilinen enerji biçimlerinden hiçbirinin bu olguda geçerli olmadığı bir kez kanıtlandığında ,insanın telepatik nakil sırasında kullandığı enerjinin bir üretecini meydana getirmek yoluyla), bu konuyla ilgili sorunların uygulamalı sonuçlarını arayıp bulmaktır der.
Psikotronik enerji ile ilgili çalışmalar parapsikolojinin en dinamik alanlarından biridir.Eski dönem Mısırda bu enerjilerin kullanıldığına dair savlar vardır.Yine tarih içinde parapsikoloji gezimizde 1939 yılında, Sovyet mühendis Semyon Davidoviç Kirlian’ın geliştirdiği yüksek frekans alanlı bir fotoğraf tekniğini görürüz. Bu yöntemle canlı ve cansız nesnelerin çekilen fotoğraflarında cisimlerin etrafında gözle görünmeyen renkli bir alanın varlığının ispatlandığını görüyoruz. Teşhis ve tedavide araç olarak kullanılan bu teknik günümüzde kullanılmaktadır.
Sovyet bilim adamları enerji beden üzerindeki çalışmalarını ilk kez 1968 de Kazakistan devlet üniversitesince basılan Kirian etkisinin biyolojik etkinliği başlığını taşıyan ve ayrıntılı bir rapor halinde bilim dünyasına sunmuşlardır. Buna göre bu fotoğraflarda görülen biyo-ışıldama organizmanın elektriksel bir hali olmayıp biyoplazma tarafından oluşturulmaktadır
EZOTERİZM NEDİR Ezoterik öğretiler , çağlar boyunca ,sadece bu öğretileri almaya hazır kimselere gerektiği gibi verildiğinden ve çağın getirdiği değişikliklere gerek semboloji gerekse de açıklama yönünden uyum sağlayabildiği için günümüze kadar gelmiştir.
Ezoterizm kutsal olana daha derin bir bakıştır.
Hepimiz eski bir metni okuduğumuzda ya da bir efsaneden söz edildiğini duyduğumuzda sembolik anlamının ötesinde bir şeylerin daha varlığını düşünürüz. Bize öyle gelir ki bu metinlerin ya da mitlerin anlatmak istedikleri daha derin gerçeklikler vardır ve bunu ancak bu sırları çözmesini bilenler anlayabilir. Aslında bu düşünce hiç de yanlış değildir.
Ezoterik öğretiler , çağlar boyunca ,sadece bu öğretileri almaya hazır kimselere gerektiği gibi verildiğinden ve çağın getirdiği değişikliklere gerek semboloji gerekse de açıklama yönünden uyum sağlayabildiği için günümüze kadar gelmiştir. Bu öğretiler geniş kitlelerde yayılmamış , yayıldığı yerde de bozulmaya uğrayıp yok olmuştur . Bu sayede saflığını koruyan öğretiler bu yüzyılın son yarısındaki bilgilenme ye paralel olarak kısmen gün ışığına çıkmıştır. Bunun doğal sonucu olarak da yanlış anlamalar ya da yanlı yayınlar da ortaya çıkmaktadır.
Ezoterizm hakkında dikkat edilmesi gereken bir husus da dinlerin ezoterik ve egzoterik yanları olmakla birlikte , ezoterizm sadece dinlerin ezoterik yanı demek değildir . Bunu yanında ezoterizm sadece belli topluluklara ait bir din de değildir. Kutsal olan sadece dinin tekelinde bulunmaz , daha farklı bir deyişle kutsal ile ilgilenen her öğreti bir din olmak zorunda değildir . Ezoterizm kutsal olana daha derin bir bakıştır.
Ezoterizmi genel olarak bir inanç olarak değil de , insanlığın tarihinin başlangıcından günümüze kadar gelen bir gelenek , öğreti olarak algılamak daha doğru olur. Bu bilgi sayesinde tarih içindeki bir çok sanatçı ve düşünürün eserlerini anlamak da daha kolay olur.
Amaç Tanrı'dan varolan fakat onun kadar mükemmel olmayan insanın dünya üzerinde yaşadığı hayatlarının sonucunda tekamül ederek yeniden Tanrı'ya dönmesidir. Bu düşünde en güzel ifadelerini Hint düşüncesinde bulmuştur.
Yeni bir çağa girdiğimiz bu zamanlarda ise artık ezoterik bilginin açığa çıkması bütün insanlara mal olması gerekmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri , bütün engellemelere rağmen bir aydınlanma dönemine giren ülkemizin de bu çağda büyük bir rol oynayacağı kuşkusuzdur . Bu yüzden bu konularda bilgili olmak , hazırlıklı olmak hepimize düşen bir ödevdir.
DUYU GÖRÜ NEDİR
BİLİNMEYENLER dünyasına yapılan yolculukta ilk karşılaşılan kavram, parapsikolojidir.
Klasik psikolojinin sınırları ötesindeki olguları içeren parapsikoloji, gerek Amerika'da, gerekse SSCB'de bir çok üniversitede bir bilim dalı olarak okutulmakta ve bu konuda birçok kuruluş tarafından araştırma yapılmaktadır. California'daki John F. Kennedy Üniversitesi Parapsikoloji Bölümü'nün tanımıma göre: Parapsikoloji canlılar ile bunların çevresi arasında belirli etkilerin bilimsel olarak incelenmesidir.
Dış dünyayı algılarken farkına vararak ya da varmadan beş duyumuzu kullanırız. Ancak bazı durumlarda bu beş duyunun da dışında bir algılama gücü olduğunu bazen fark ederiz. Pek çok insan bunun farkında değildir. Bazıları da çok az farkındadır. Bu duyusunu istediği zaman kullanabilecek düzeyde kontrol altına alabilenler de vardır. Geleneksel beş duyuyu kullanmadan dış dünyayı algılamaya Duyu Dışı İdrak denir (DDI). Halk arasında ise buna genellikle altıncı duyu denmektedir.
Yüzyıllar boyu tarihin altıncı duyunun kanıtlarıyla dolu olduğunu ileri süren parapsikologların en büyük endişesi altıncı duyunun sınırlarını iyi çözebilmek. Örneğin, üç vakte kadar işinde mutlu bir başarı elde edeceksin gibisinden falcıların ya da geleceği gördüğünü iddia edenlerin kehanetlerini aslında oldukça genel ve biraz sağ duyu ile kestirilebilecek gibidir. Bu konuda da şöyle bir sınırlandırma getirilmiştir. Yaşandığı ileri sürülen ve altıncı duyuyla ilgili bir deney şu iki koşula cevap verebilmelidir:
1) Deney, en azından dış dünya hakkında geçerli bir bilgiyi kapsamalıdır.
2) Bilgi, duyu organları ya da mantıksal tümdengelimden başka aracılar yoluyla alınmalıdır.
DDI ya da altıncı duyu temelde iki şekilde oluşur. Telepati ve durugörü.. Aslında bu iki olguyu birbirinden ayırmak bazen oldukça güçtür. Ancak genel olarak telepati bir başkasının yaşadığı bir deneyin (zihinden geçen düşünceler ya da heyecanlar gibi sübjektif olaylar) algılanmasıdır. Durugörü ise objektif olayların, Örneğin, görüş alanı dışındaki cisimlerin algılanmasıdır.
BİLİNMEYENLER dünyasına yapılan yolculukta ilk karşılaşılan kavram, parapsikolojidir.
Klasik psikolojinin sınırları ötesindeki olguları içeren parapsikoloji, gerek Amerika'da, gerekse SSCB'de bir çok üniversitede bir bilim dalı olarak okutulmakta ve bu konuda birçok kuruluş tarafından araştırma yapılmaktadır. California'daki John F. Kennedy Üniversitesi Parapsikoloji Bölümü'nün tanımıma göre: Parapsikoloji canlılar ile bunların çevresi arasında belirli etkilerin bilimsel olarak incelenmesidir.
Dış dünyayı algılarken farkına vararak ya da varmadan beş duyumuzu kullanırız. Ancak bazı durumlarda bu beş duyunun da dışında bir algılama gücü olduğunu bazen fark ederiz. Pek çok insan bunun farkında değildir. Bazıları da çok az farkındadır. Bu duyusunu istediği zaman kullanabilecek düzeyde kontrol altına alabilenler de vardır. Geleneksel beş duyuyu kullanmadan dış dünyayı algılamaya Duyu Dışı İdrak denir (DDI). Halk arasında ise buna genellikle altıncı duyu denmektedir.
Yüzyıllar boyu tarihin altıncı duyunun kanıtlarıyla dolu olduğunu ileri süren parapsikologların en büyük endişesi altıncı duyunun sınırlarını iyi çözebilmek. Örneğin, üç vakte kadar işinde mutlu bir başarı elde edeceksin gibisinden falcıların ya da geleceği gördüğünü iddia edenlerin kehanetlerini aslında oldukça genel ve biraz sağ duyu ile kestirilebilecek gibidir. Bu konuda da şöyle bir sınırlandırma getirilmiştir. Yaşandığı ileri sürülen ve altıncı duyuyla ilgili bir deney şu iki koşula cevap verebilmelidir:
1) Deney, en azından dış dünya hakkında geçerli bir bilgiyi kapsamalıdır.
2) Bilgi, duyu organları ya da mantıksal tümdengelimden başka aracılar yoluyla alınmalıdır.
DDI ya da altıncı duyu temelde iki şekilde oluşur. Telepati ve durugörü.. Aslında bu iki olguyu birbirinden ayırmak bazen oldukça güçtür. Ancak genel olarak telepati bir başkasının yaşadığı bir deneyin (zihinden geçen düşünceler ya da heyecanlar gibi sübjektif olaylar) algılanmasıdır. Durugörü ise objektif olayların, Örneğin, görüş alanı dışındaki cisimlerin algılanmasıdır.
ELEPATİ NEDİR
Klasik paranormal olaylar olan Telepati ve ruhsal görü aslında duyu ötesi algı adıyla bilinen yeteneklerdendir.
Bu iki yeteneği birbirinden ayırmak güçtür. Genellikle Telepati (Uzaduyum), zihinler arasındaki paranormal bilgi iletişimi olarak kabul edilir; Ruhsalgörüdeyse bilgi başka bir zihnin yardımı olmaksızın elde edilir.
Oldukça yakın bir zamana kadar Telepatinin bir çeşit manyetik yada elektriksel etki olduğu düşünülüyordu. Oysa bunun böyle olmadığı deneylerle ispatlandı. Bir kere elektriksel enerjinin uzaklık arttıkça zayıflaması gerekir. Ama Duyuötesi algılama uzaklıktan etkilenmez.
Bir elmaya baktığımızda onu görürüz. Ama,eğer bu elma görme alanımız dışında, örneğin başka bir odada, hatta kilometrelerce uzakta bir yerdeyse ve biz zihnimizde onu görebiliyorsak işte bu Duyuötesi algıdır.
Birkaç örnek verelim. Çoğu kez yaşadığınız anı sanki daha öncede yaşamış yada bir filmde görmüşsünüzde hatırlayamıyorsunuz izlenimine vardığınız olmuştur. Yine birisini düşünürken aniden o kişiden telefon geldiği yada yolda karşılaştığınız çok olmuştur.
Şimdi şunu deneyebilirsiniz.Telepatik gücünüzü bir ölçün bakalım.
Bu deneyde bir arkadaşa ihtiyacınız olacak; 20 parça kağıt üzerine 5 adet Yıldız 5 adet Daire 5 adet Kare 5 adet Artı ve Dalgaya benzer şekiller çizin. Bu kartları gelişi güzel karıştırın. Daha sonra arkadaşınıza sırası ile tabii karışık olarak elindeki karta bakarak zihninde canlandırmasını isteyin. Arkadaşınız bu durumda verici olur. Sizde alıcı olarak arkadaşınızın o an hangi karta baktığını zihninizde sorgulayın ve cevabını verin. Kaç denemede kaç tane kartı doğru tahmin ettiğinizi bir yere not edin. Eğer yüzde 30'un üstünde tahminler yapabiliyorsanız. Çok çalışmalısınız. Yüzde 50 ve üzerinde tahminleriniz varsa sizde Telepatik yetenek var demektir.
AÇIKLAMALAR Telepatiyi kuramsal bir temele oturtma çabaları Parapsikoloji Dersleri adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır:
Telepati sözcüğü 1882'de F.W. Mayers tarafından İngiliz Ruhsal Araştırma Derneği'ni kurduğu zaman konmuştur. Kelime, Yunanca'dan türetilmiştir. Tele, uzaktan, pathos ise duygu, düşünce demektir. 1930'lu yıllardan itibaren bu konuda araştırmalar yapılmaya başlanmış, bilim adamları tarafından kayıtlar tutularak çeşitli deneyler yapılmıştır. Amaç, konuya bilimsel açıklık getirmeye çalışmaktır.
Beyindeki her aktivite atom seviyesinde kimyasal bir değişime neden olur. Bunun sonucunda çevreye bir tür enerji dalgaları yayılır.
Her enerji formunun da bir yayını vardır.Radyasyonsuz hiçbir şey var olmaz. Her şey hayat denizi içinde titreşir durur. Bu sadece canlılar için geçerli bir husus değildir.
Canlı-cansız her şey bir titreşime sahiptir. radyasyonsuz dalga formlarının milyonlarca tipi vardır. Bunların pek çoğu zamanımızda henüz ölçülebilir halde değildir.
Bilime göre fizik radyasyonların tümü, uzaklığın karesiyle azalır.
Örneğin, bir verici telsizden gelen radyasyon, uzaklık içinde gücünü hemen yitirir. Gerek Dr.Rhine, gerekse öteki araştırmacıların elde ettikleri sonuçlara bakılırsa, telepati için böyle bir düşüş söz konusu değildir.
Uzaklığın hiçbir etkisi olmaksızın telepatik transmisyon başarılmıştır. Hatta uzaktan yapılan denemelerin yakından yapılanlara oranla daha sağlıklı oldukları ifade edilmiştir. Dr. Rhine bu bakımdan telepatinin radyant olmayan bir başka enerji şeklinde ele alınıp.açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Çünkü, o uzaklığın karesiyle ters orantılı etkilenmemektedir.
Bununla birlikte hemen tüm matematikçiler bunu kabule yanaşmamıştır. Bunlardan bazıları da beynin bilinmeyen özel bir enerji yayarak titreştiği düşüncesini kabule meyletmiştir
ASTRAL SEYAHAT NEDİR Bedenimizi belirli bir süre terk ederek çeşitli yerlere düşünce hızı ile gidip, gittiğimiz yerlerde meydana gelen olayları izleyebilmemiz mümkündür. Parapsikoloji Enstitüleri'nde incelenen duyular dışı algılamalarımız arasında en ilginçlerinden biridir...
Şuurumuzun bedenimizin dışına yansıması yada diğer bir tanımla, şuurluk alanımızın genişleyerek beden dışına taşma olayına Astral Seyahat veya Şuur Projeksiyonu adı verilir.
Bu yansıma fiziki evrenin her hangi bir noktasına olabildiği gibi, fiziki evrenin ötesindeki ortamlara da olabilmektedir. Diğer duylar dışı algılamalarımızda olduğu gibi aslında hepimizde bu yetenek vardır. Fakat hepimiz bu yeteneğimizi kullanamayız.
Parapsikoloji Kürsülerinde, özel metotlarla gerçekleştirilen Astral Seyahat çalışmalarında oldukça önemli adımlar atılmış durumdadır. İnsan yapısına, yaşama, var oluşa, fizik evren yapısına yepyeni boyutlar getiren bu çalışmalar aynı zamanda, ölüm ve ölüm ötesi yaşamla ilgili konular hakkında da son derece önemli bilgilerin bir araya getirilmesinde çok büyük bir fonksiyon görmüştür.
Astral Seyahat Sırasında Yaşananlar!
Astral Seyahat sırasında bedenin değişik yerlerinde seğirmeler, kulakta çınlamalar ve tam ayrışma anında ise, çatırdama yada buna benzer bir takım sesler duyulabilir.
Astral Seyahat yaparak bedeninden geçici bir süre ayrılanlar,başlarında geçen bu tecrübelerini genellikle birbirlerine çok benzer ifadelerle anlatmaktadırlar...( Teknikler bölümünde zaten olayı iyice anlayacaksınız.)
Astral Seyahat Tehlikelimidir ?
Astral seyahat tehlikeli değildir.En azından şimdiye kadar böyle bir durumun yaşandığına dair bir bilgi yoktur.Obe esnasında bedeniniz güven içerisinde yatakta yatıyor olduğu için hiç olmadığınız kadar güvendesinizdir. Beden dışında iken gümüş kordon olarak adlandırılan bir ip ile yataktaki bedeninize bağlısınızdır. Ölüm hali gümüş kordonun kopması halidir,eğer gümüş kordon koparsa bir daha bedeninize dönemezsiniz. Bu kordonun kopması ancak ve ancak normal ölümlerle ,trafik kazası hastalık vs gibi durumlarda meydana gelir.Astral seyahat esnasında gümüş kordonun kopması ve tekrar bedene dönememek gibi bir durum söz konusu değildir.Tam aksine beden dışına çıkabilmek o kadar da kolay değildir. Yani ilk denemenizde ya geri dönemezsem diye korkmayın. Siz bu tip gereksiz korkuları düşünmek yerine nasıl yaparda daha fazla dışarıda kalabilirimin yöntemlerini arayın. Geri dönmek bir anda oluveriyor önemli olan çıkmak ve bazılarının yaptığı gibi dışarıda uzun süre kalabilmektir. Astral seyahatin en önemli tehlikesi günlük islerinizi bir tarafa bırakıp hele bir astral yolculuk yapayım ondan sonra her şey farklı olacak ,dünyaya farklı bir açıdan bakacağım diye düşünmektir. Bu tip düşüncede olan insanlar yıllarca denemelerine rağmen hem beden dışına çıkamadıkları gibi yapmaları gereken islerini de ihmal ederler. Bu durum ise gümüş kordonun daha da gerginleşmesine neden olur.Sonuçta vakitlerini boşa geçirir hiç bir şey elde edemezler. Doğru bildiği gibi yasayan , kimseden çekinmeden düşüncelerini açıkça söyleyebilen insanlar daha mutlu ve sağlıklı oldukları için astral seyahat yapmaya daha müsaittirler. Bunun tam tersi durumda olan korkuları yüzünden kendini engelleyen ,eleştirilme korkusu ile bildiklerini pratiğe dökemeyen insanlar için astral seyahat yapmak imkansız olmasa da oldukça zordur.Bu nedenle önce aksayan sorunların giderilmesi daha sonra astral seyahat girişimlerinde bulunulması akla daha yatkındır.
Astral Dünya Kademeleri
DÜNYAMIZ İçinde bulundugumuz saat ve tarih dilimidir. Düşünce hızıyla hareket edildiğinden bir yerden bir yere gitmek saniyeler alır. Bu tip astral ayrılmalarda yaşanan olaylar ve görülen şahıslar gerçektende o anda yaşanmakta olan şeylerdir. Örneğin uzaktaki bir yakınınızı düşündüğünüzde bir anda kendinizi onun yanında bulabilirsiniz. Eğer yanına gittiğiniz insanın psisik güçleri ilerlemişse, geldiğinizi anlayabilir.Astral ayrılma ile bulunduğumuz zaman diliminde gezebildiğimiz ve her şey düşünce hızına bağlı olduğundan, daha fazla yükseklere çıkıp gezegenler arası astral seyahat yapmak olasıdır. Fakat bunu yapabilmek için bedenimizi astral bedene bağlayan kordonu gevşetebilmek gereklidir. Bunu yapabilmek için ise astral deneyimlerimizin oldukça fazla olması gereklidir.
DÜŞLER BÖLGESİ İlkel dinlerden günümüze kadar gelmiş tüm dinlerde de varliği kabul edilen, insanın yalnızca rüyalarında gidip gezebileceği bir düşler dünyası vardır. Bazı inanışa göre cinler bu bölgede yaşamaktadır. İnsanın korkularıyla yada düşünceleriyle yüzyüze kalabileceği tek yerdir. Herşey düşünce hızına dayalı olduğundan, korktuğunuz herhangi bir şey aklınıza geldiği anda onu karşınızda bulabilirsiniz. Ama korkacak bir şey yok çünkü aklımıza gelipte vücut bulan herşeyi o anda yok olduğunu düşünerek ondan kurtulabiliriz. Bu dünyanın bir değişik özelliği ise kendinizi olduğunuzdan çok daha farklı olarak görebilmenizdir. Farklı bir insan, hatta farklı bir yaratık...Günlük hayatta tasarladığınız ve hayata geçirmeye çalıştığınız her düşünceyi orada kontrol edebilirsiniz. Bir nevi düşüncelerinizin bedenlendiği bir yerdir.
PARALEL EVRENLER BÖLGESI Zaman içinde yolculuk yapılabilen tek yerdir. Kim bilir belki de yaptığımızı zannettiğimiz fakat düşler dünyasından öteye geçemediğimiz bir yer de olabilir. Paralel evrenler bölgesinde gördüğümüz yerler bulunduğumuz dünya ile çok benzerlik gösterir hatta rüyalarımızda görüpte (evimizi gördüm ama daha farklıydı) dediğimiz bazı görüntüler, rüya sırasında paralel evrenler bölgesinde gördüğümüz yerlerdir. Bu bölgede kendimizinkine benzettiğimiz farklı insanların hayatlarını inceleme fırsatımız vardır. Kendi hipnoz deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki hipnoz ile yapılan astral ayrılmalarda gidilen yer, içinde bulunduğumuz dünya değil paralel evrenler bölgesi olma ihtimali yüksektir.
ASTRAL SEYAHAT TEKNİKLERİ
Astral seyahati gerçeklestirmenin türlü yöntemleri vardir.Herkes beden disina çikabilmek için kendisine özgü bir yöntem belirlemistir.Dogrusu da bence budur.Sizin için hangi yöntemin daha uygun oldugunu bulana hatta kendi metodunuzunu gelistirene kadar en çok kullanilan etkili yöntemlerle en azindan bir baslangiç yapabilirsiniz.
Astral Seyahat Denemelerine Baslamadan Once Yapmanız Gerekenler!
* Vücudunuzu rahatsiz eden ve hissettiginiz tüm aksesuarlari çikartin. (saat, yüzük, kolye)
* Göz kapaklariniza direkt isik gelmeyecek sekilde odayi karartin.
* Basiniz kuzeye gelecek sekilde kuzey-güney aksisine göre sirt üstü yatin.
* Tüm elbiselerinizi çikartin, fakat vücut isinizi normal seviyede tutacak sekilde ayarlayin.
* Nerede ve hangi zamanda olursa olsun mutlaka rahatsiz edilmeyeceginizi bildiginiz bir yerde olun.
* Rahatlama durumuna geçin.
* Nefesinizi yarim açik dudaklarinizdan alip verin.
METOD 1
(Rahatlama ve Ucma istegi)
Ayaginizdan alniniza kadar vücudunuzu nokta olarak düsün ve zihinsen gücünüzle bedeninizin 1 metre yukarida olduguna odaklayın Astral bedeninizin alin kismini vücudunuzun ayak hizasina gelecek sekilde ileriye gittigine odaklanin. Ayaklariniz sabit bir noktada kalacak ve yüzünüz 90 derece dik gelecek sekilde yukari ve ileri dogru kalktiginizi ve ayaklarinizin üzerinde dogruldugunuzu düsünün ve buna odaklanin. Birden hafiflediginiz kus gibi oldugunuzu hissedeceksiniz iste ozaman kendi bedeninizi yatarken gorebilirsiniz.
METOD 2
(Ters Dusunme Beyin Aldatmacasi)
Hazirlik bölümündeki asamalarin tümü gerçeklestirilir. Kuzeye dogru yatis pozisyonunuzu, güneye dogru yatmis gibi düsünerek beyninizi aldatmaya çalisin.Beyniniz devamli kuzeye dogru oldugunuzu ispatlamaya çalisacaktir. Beyninizi inandirdiginiz anda titresimlerle birlikte yükselmeyi gerçeklestirin Yükselmede zorluk çekiliyorsa her nefes verisinizde biraz daha hafifleyip yükseldiginize odaklanin.Yükselmenin diger yolu ise yukarida asili bir ipi çektiginizi düsünmektir.Eger titresimler halen olusmamissa ipi her çektiginizde belli bir rahatlama ve titresimler meydana gelecektir.Ugrasilar sirasinda birden fazla teknigi kullanmaktansa her adima tam konsantre olmak akla baska seyleri getirmeyeceginden mutlak basariya kolayca gitmenizi saglayacaktir.Ayrilma tam olarak gerçeklestiginde görüntüler ve ugultular baslayacaktir. (herkes için ayni olmayabilir)Artik yapmaniz gereken tek sey düsüncelerinize hakimiyet ve uçus provalaridir.
Beyinde orientation denilen bir özellik vardir.Bu su demektir.Sizin gözleriniz kapali olsada elinizin ayaginizin nerede oldugunu bilirsiniz.Gözlerinizi kapayin ve parmaginizla burnunuza dokunmayi deneyin.Bunu ilk denemenizde basarabilirsiniz , her ne kadar farkinda olmadan gayet dogal bir sekilde yaptiginiz bu eylem beynimizdeki spesifik bir özellik olmadan gerçeklesemez. Sizin amaciniz basit bir hile yaparak beyninizi kandirmak ve bedeninizi bir süre için terketmek.Kendinizi bir hapishaneden kaçmaya çalisan bir mahkum gibi düsünün.Beyniniz ve onun koruma iç güdüsünü ise sizin disari kaçmanizi engellemek üzere orada bulunan gardiyanlara benzetebiliriz.Bedenden disari kaçabilmek her tarafi kameralarla dolu olan bir hapishaneden kaçmaktan daha zordur.Beynin oryantasyon özelligi sayesinde sizin tam olarak nerede oldugunuzu bilir.Normal bir uyku esnasinda da sizin tam olarak uyku haline geçmeniz bekler ve öyle uyur.Oysa beyni kandirarak bedeni uyutnak ve disari kaçabilmek mümkündür.Eger korkarsaniz zaten beden disina çikmaniz imkansizdir.
Simdi her zamanki gibi uyumak için yataginiza gittiginizi düsünelim.Beyin gayet her zamanki gibi siradan bir sekilde hormonlorunuzda gerekli ayarlamalari yapiyor metabolizmanizi yavaslatiyor ve gayet siradan bir durum bu.Bu arada beyin tabiiki oryantasyon olayini son olarak bir kez daha kontrol ediyor.Bu arada siz duruma müdahele ediyorsunuz ve aslinda bulundugunuz yerin tam ters tarafinda yani ayakucunuzun oldugu yerde basinizin oldugunu iddia ediyorsunuz.Beyin hemen gerekli kontrolleri yapar ve size tam tersini iddia eder.Bu sirada önemli olan kendi iddianizi ona kabul ettirebilmektir.Eger diger odalardan ses gelirse ,sesin gelis yönünü kontrol eden beyniniz bir avantaj kazanir ve baksana ses nereden geliyor demekki beden senin söyledigin yönde degil der.Eger odada bir gece lambasi varsa yada pencereden gelen bir isik varsa gözleriniz kapali bile olsa göz kapaklariniza gelen isik sayesinde beyin bedenin gerçek yönünü belirler ve sizin onu yaniltmak istediginizi anlayabilir.Tüm bunlara ragmen en azindan ilk denemeleriniz de beyniniz size karsi koyamayacaktir.Bir süre sonra ona ayaklarinizin oldugu yerde aslinda basinizin oldugunu kabül ettireceksiniz.Bu asamadan sonra artik beyin oryantasyon özelligini kaybetmistir.Uyku durumuna geçene kadar bedenin gevsemesini hissetmeye basliyabilirsiniz.Bedeniniz bu durumda o kadar gevser ki ayaklarinizi bile hissedemessiniz.Karin boslugunuzda da bir gevseme hissedersiniz.Kendinizi oldukça hafiflemis hissedersiniz.Daha sonra kulaklarinizda bir ugultu hissedersiniz.Sakin paniklemeyin, bilahere bedende vibrational state olarak adlandirilan çesitli titremeler hissederseniz.Bu titremeler astral bedeninizde meydana gelmektedir.Ve gerçekte yatakta yatan bedeniniz titremez.Bu durum artik iyice bedenden ayrilmaya yaklastiginizin habercisidir.Genelde ilk denemeleriniz de böyle bir durumla karsilastiginizda korkar ve vazgeçerseniz hata edersiniz.Bir dahaki sefere bu asamalara ulasmak daha zor olabilir.Bir de bu asamalara ulastiktan sonra beden den ayrilmayi gerçeklestirmek önemlidir.Bu da bir yetenek ,biraz da bilgi isidir.
Bu asamada rope metodu diye adlandirilan yöntem etkilidir.Karanlikta yukaridan asagiya dogru bir halat sarktigini ve sizin ellerinizle onu çektiginizi düsünün.Burada halati görmeniz önemli degil ,büyük ihtimalle bir kaç kez çektikten sonra görüntü de bazi kopukluklar olacaktir.Kesinlikle vazgeçmeyin ve ipi çekmeye devam edin.Ipi göremeseniz de çekin.Bu sekilde Astral ayrilmayi rahatca gerceklestirebilirsiniz.
METOD 3
( IP METODU )
Astral Seyahat tekniklerinde en çok anlatilan metodlardan biridir..Ön hazirlik safhasi tamamsa hiç biryerinizi hissetmiyorsaniz hayalinizde tavandan bedeninize dogru bir ip sallandigini ve sizde o ipe tutunup kendinizi yukeri çektiginizi hayal edin.Vücudunuzu kipirdatmayin.Yavasa yavas kendinizin yukari dogru çekildiginizi hissedeceksiniz.Bazen o esnada özellikle el,kol ve bacaklarda karincalanmalar olabilir sükunetinizi asla bozmadan heyecanlanmadan olayin akisina kendinizi birakirsaniz kendinizi odanizin içinde aniden buluverirsiniz.
METOD 4
(Hayal Telkin Metodu)
Bu deneyden önce yattiginiz odanizi iyice inceleyiniz. Ön hazirlik safhasindan sonra kendinizi bedeninizden 1 kaç metre yukarida süzülürken ve odaniza bakarken hayal edin detaylari atlamadan herseyi görmeye çalisin.Oda lambasini,oda kapisini,masanizi vs...Bu teknik sizin bedeninizden ayrilmaniza yarar sagliyacaktir.
METOD 5
(Ruya Metodu)
Rüya metodlari sayesinde stral seyahat deneyimleri yasayan kisilerin sayisi bir hayli fazladir.Bu teknikteki amaç rüya görüken rüyada oldugunuzu fark ederek suurunuzu geri kazanmaya dayanir.Bunun için yapmaniz gereken günlük hayatta yasadiginiz olaylar karsisinda Neden oldu? Nasil oldu? niçin oldu? gibi sorular sorup ve kendinize her mantikli cevaplar verisinizden sonra Demekki riyada degilim demeniz gerekmektedir.Rüyada gördügünüz o saçma seyler karsisinda beyin ayni mantigi aranmaya çalisacak ve bulamayincada rüyada olmadiginizin farkina varabilecek ve kendinizi aniden odanizda yada bildiginiz baska biryerde astral seyahatteyken bulabileceksiniz. Kendi kendinize vereceginiz telkinler astral seyahatte büyük önem tasir.Gece yatmadan tuzlu birseyler yiyin ve odanizin bir kösesine bir bardak su koyun.Her gece yatmadan bunlari yapin ve yine her gece yatmadan kendinize su telkinde bulunun Rüyamda susadigimda kalkip o kösedeki bardaktan su içecegim fakat bardaga dokundugum anda suurumu kazanacagim Bu teknik uygulanmasi çok kolay oldugundan bir çok kisi bu yolla astral seyahat deneyimi yasayabilmistir.Bu teknigi en az 15 gün boyunca sürekli denemelisiniz.Ben teknikleri yeterince kisa ve öz olarak tuttum.Bu teknikler en çok kullanilan ve iyi sonuç getirebilicek tekniklerdir ama hiç birinin digerinden üstün bir yani yok bence.Siz yapabiliceginize inandiktan ve korkmadiktan sonra yeterli telkin kullanirsaniz sonuca ulasabilirsiniz.
METOD 6
(Kaslari art arda gevsetme yontemiyle seyahat)
Rahat edebileceginiz bir yer bulun.Bir koltuk,yatak veya divani kullanabilirsiniz; fakat yatay bir posizyondayken gevsemek buyuk olasilikla astral cikmayi kolaylastiracaktir.( Onceki yillarda ilgilterede yurutulen bi arastirmada, kendiliginden astral seyahat yasayan oldukca fazla sayida kisinin o sirada yatmakta olduklarini ortaya koymustur.) Basladiginiz zaman kaslaranizi kramp girme raddesinde sikmayin. Yanlizca sikin, bese kadar sayin, sonra bir kac saniye (5-10) gevsetin ve diger kas grubuna gecin. Tum dikkatinizi gerilimi ve gevsemeyi hissetme uzerinde toplayin.Dusuncelerinizin farkli ilgelere kaymasini izin vermeyin.Bedeninizin o anda uzerinde calistiginiz belli kismina odaklanmayi surdurun.Unutmayin. Kaslari art arda gevsetmek fiziklsel bir egzersiz oldugu kadar zihinsel bir egzersizdir. Her kas grubunu 2 yada 3 kere sikip gevsetin. Her ayri kas grubunu sikarken, bedeninizin diger kisimlarini hareketsiz ve sakin kalmsina calisin. Tum benliginizin, bedeninizin o anda uzerinde calistiginiz kisminda konuslandigini varsayin. bunlari yaptiktan sonra bedeninizi hissetmemeye baslicaksiniz cok rahatladiginizi hissedeceksiniz iste o anda kendinize telkinler verin yukardan asagi ip sarktigini dusunun ve yukari dogru cekildiginizi hissedin bunu isteyin ve birden kendinizi yukarda vucudunuzu izlerken bulabilirsiniz...
Uyari:Astral seyahat pratikleri belki ilk günlerde sonuç vermeyebilir fakat bu sizin bu konu üzerinde yeterince çalismaniza baglidir.Her ne kadar bazi istisnalar ilk zamanlarda çikabilirsede,sizin bikmadan usanmadan çalismaniz gerekebilir.Bir kez bedenden ayrildiginizda artik olayi kavramis olucak ve artik istediginiz an astral seyahat yapabileceksiniz...
Astral Seyahat Yapmanın Bize Yararı Ne olabilir ?
Astral seyahet dünyaya bakis açinizi tümüyle degistirir.Ölümsüz oldugunuzu bilir ve sonsuzlugun bir parçasi oldugunuzu hissederseniz.Daha önceden dert ettiginiz seylerin aslinda ne kadar saçma oldugunu görürsünüz.Daha önceden gümüs kordon adi verilen bir bagla astral bedeninizin dünyadaki bedeninize bagli oldugunu söylemistim.Bu bagin gevsek olmasi durumu sizin ne kadar uzaga gidebileceginizi belirler.Bazi insanlar beden disina çiktiklarin da arkalarina dönüp yatakta uzanan bedenlerine söyle bir bakmak isterler.Eger o kisi ilk defa böyle bir deneyim yasiyorsa arkasina dönüp öylece uyuyan bedenini gördügünde heyecanlanabilir ve onu bedene baglayan gümüs kordon gerginleserek tekrar yataga dönmesini saglayabilir.Bazilarinda bu bag nedense pek gergin degildir.Bu tip insanlar astral seyahet hakkinda hiç bir bilgi sahibi olmamalarina ragmen 14-15 yaslarindan itibaren beden disi deneyimleri istem disi olarak yasamaktadirlar.
HİPNOZ NEDİR
Hipnoz,telkinler yoluyla elde edilmiş,telkinlerle yönlendirilen, tıpta hukukta, eğitimde, sporda, günlük hayatta çok geniş bir kullanım alanı olan,cinlerle, şeytanlarla ilgisi bulunmayan iradenin ve bilincin tamamen ortada ve açık olduğu bir trans halidir.
Hipnoz ve Hipnotizma kelimesi hemen hemen herkes tarafından duyulmuştur. Ancak onun ne olduğu hakkında birkaç aydınımız dışında doğru bilgi sahibi de yoktur.
Toplumumuzda büyük bir kesim hipnozu büyücülüğe benzer bazı şeylere eş tutmuş. Hipnotizmacıyı doğa üstü bazı yetenekler ve kuvvetler ile ödüllendirmiştir.
Oysa hipnotizmada hiçbir doğa üstülük yoktur. Hipnoz, kendi konusu, kendi araştırma metotları ve kendi kanunları olan bir bilim dalıdır. alternatif bir tip da değildir. Belki alternatif bir tedavidir. Bu sebeple en az psikoloji, fizyoloji ve biyofizik dalı kadar kesin doğrulukta bir bilim dalıdır.
Hipnoz kelimesi eski yunanca da uyku anlamına geliyor ve hipnoza girmiş kişinin görünümü de uyuyan bir kişiye çok benziyor. Ancak hipnoz bir uyku hali olmayıp uyanıklılık halidir ve hipnoz altındaki bir kişide elektroansefalogramlar uyanıklık trakeleri verir. Bilindiği gibi ansefalogram, beynin uykuda olup olmadığını en kesin şekilde bildiren bir apar eydir.
Telkin hipnotizör ile süje arasinda bir iletişim ise;Hipnoz bu duruma süje beyninin bir adaptasyonudur. Bu adaptasyon hipnotik trans yoluyla olur.Bu olay derinliğine göre adlandırıldığı malumdur.
İçinde çok manaların ve durumların tarif edilebileceği trans ise, kısaca yeni ve değişik bir şuur olarak nitelendirilebilir.
Çok eski şamanist ayinlerde terapi amacıyla insanlar çeşitli hareketler yaparak transa geçerlerdi. Eski yunan mitolojisi de aynı ayinler ve trans gözlenmektedir. Bugün Afrika'da ki otantik halk danslarında da bu trans sağlanmakta ve bu durum terapi ve ayin maksadıyla yapılmaktadır.
Osmanlılarda ki zikir toplumlarında da bas ve gövdenin sallanılarak vecd,cezbe haline (extaz) gelinmesi de aslında bir trans eldesine matuftur.
Ruhçulara (ispirtualizm)göre trans eldesi olayı bir POSESYON dur.Transa giren kişiye POSEDO,transtaki kişinin bedenine giren ruha POSEDOR denir.Bu bir ruh olabileceği gibi,Cin veya Şeytan ve yahut da Tanrı olabilir.Tanrı-İnsan posesyonu en gelişmiş trans olmakta ve buna INISIASYON denilmektedir.
Anlayışımıza göre ruhçuların bu tezi doğru değildir.Ancak ister bir tarikat zikri,ister bir rock dans ,ister Afrika otantik halk çılgınlıkları olsun hepsinde de ortadaki konuya (din,müzik,ask) göre garip hareketler yapılmakta ve neticede TRANS'a geçilmektedir.
TRANS'ta ihtimal ki beden ile onu saran AURA veya ASTRAL beden arasındaki konum farklılaşmakta şuur kaybolmasa bile farklı bir bilinç hali ortaya çıkmaktadır.Bu durumda o kimse acı duymamakta ve kendisinden istenen her türlü hareketi yapmaktadır. (Müslüm Gürses konserindeki jilet atmalarla, Müslüm Gündüz zikrindeki sis sokmalar gibi)
Samanist ayinlerden Yunan posesyonlarına,Afrika danslarına,Hıristiyan ayinlerine , şifacıların,rü'yet sahiplerinin ve tarikatçıların transından manyetizma hezeyanlarına kadar TRANS'in geniş manası içinde tek parça değerlendirilip Hipnozu ve Hipnotizmayı yargılamak yanlıştır.
Takdir edilir ki bir insanin basına sert bir şekilde vurulup bayılttıktan sonra ona bir kötülük yapmakla , Anestezi ile bayıltıp ameliyat etmek suretiyle onu yasama döndürmek farklı şeylerdir. Her ne kadar iki olayda da kişi bayılıp şuurunu kaybetmiş olsa da .
Ayni şekilde bir ayin sırasında kişinin transa geçip bir yerlerine sis,kılıç vs. sokması ile hipnotik bir trans sonucu bir kişiye anestezi uygulanması tamamen farklıdır.
Birinde hiç bir tıbbi teknik,bilgi ve beceri olmaksızın farklı amaçlarla ve kötülüğe çekilebilecek bir fenomen söz konusu iken,diğerinde bilinçli,tıbbi ve tamamen kontrol altında ve ayni zamanda süjeye yararlı telkinlerle onun istediği tarz ve yöntemde uzman bir hekim tarafından provake edilmiş sun'i bir trans söz konusudur.
HIPNOZ NASIL YAPILIR Her şey den önce bir uyarıyla başlayalım. Bu bölümde anlattıklarımız her okuyanın Hipnoz denemesinde bulunması için yazılmış şeyler değildir. Yalnızca bilgilendirme amacı gütmektedir. O yüzden lütfen burada yazılanları uygularsam bende Hipnoz yaparım gibi bir denemeye kalkışırken dikkatli olunuz. TEKNIK : Tüm Hipnozitörler ufak defek farklılıklar ile de olsa temel olarak şu teknikleri uygularlar. A) Animal magnetizm dönemlerinde trans husule getirmek için, manyetik akısın parmaklarla, manyetik çubuklarla noktaya doğrultulması B) PAS denilen belirli noktalara yapılan el, parmak uygulaması C) Gözle tespit, sözle telkin yaparak hastanın glabella noktasına bakıp telkinlerde bulunarak transın eldesi D) Parlak bir cisme baktırarak transın eldesi F) Multivizyon tekniği ile (daha çok grup terapi ve toplu seanslarda) hipnoz uygulanması G) Sedatif ve hipnotik ilaçlarla şahsi transin oluşumuna hazırlama H) Dikkatin tespiti ve VERBAL SÜJESTION
ASAMALAR : Yukarıda yazılı teknikler belli bir sıra içerisinde uygulanılır. Hipnozun derinlik derecesine göre yeni asama ve uygulamalar planlanılır. A) Hastanın hazırlanması B) Süjestibilite testleri (telkin edilebilirlik) C) Transın meydana getirilmesi D) Transın derinleştirilmesi E) Gerekli fenomenlerin eldesi (anestezi, aneljezi, katalepsi, amnezi, ekmnezi vb) F) Operasyonun uygulanması veya gerekli telkinlerin verilmesi G) Meydana getirilmiş (anestszileer, felçler gibi) fenomenlerin ortadan kaldırılması H) Post hipnotik telkinlerin verilmesi I) Süjenin dehipnotizasyonu J) Uyanmanın tam olup olmadığının kontrolü K) Kişinin salıverilmesi
Hipnoz yukarıda anlattığımız gibi oluşur, gelişir ve şekillenir.
NERELERDE KULLANILIR Her şey den önce bir uyarıyla başlayalım. Bu bölümde anlattıklarımız her okuyanın Hipnoz denemesinde bulunması için yazılmış şeyler değildir. Yalnızca bilgilendirme amacı gütmektedir. O yüzden lütfen burada yazılanları uygularsam bende Hipnoz yaparım gibi bir denemeye kalkışırken dikkatli olunuz. TEKNIK : Tüm Hipnozitörler ufak defek farklılıklar ile de olsa temel olarak şu teknikleri uygularlar. A) Animal magnetizm dönemlerinde trans husule getirmek için, manyetik akısın parmaklarla, manyetik çubuklarla noktaya doğrultulması B) PAS denilen belirli noktalara yapılan el, parmak uygulaması C) Gözle tespit, sözle telkin yaparak hastanın glabella noktasına bakıp telkinlerde bulunarak transın eldesi D) Parlak bir cisme baktırarak transın eldesi F) Multivizyon tekniği ile (daha çok grup terapi ve toplu seanslarda) hipnoz uygulanması G) Sedatif ve hipnotik ilaçlarla şahsi transin oluşumuna hazırlama H) Dikkatin tespiti ve VERBAL SÜJESTION
ASAMALAR : Yukarıda yazılı teknikler belli bir sıra içerisinde uygulanılır. Hipnozun derinlik derecesine göre yeni asama ve uygulamalar planlanılır. A) Hastanın hazırlanması B) Süjestibilite testleri (telkin edilebilirlik) C) Transın meydana getirilmesi D) Transın derinleştirilmesi E) Gerekli fenomenlerin eldesi (anestezi, aneljezi, katalepsi, amnezi, ekmnezi vb) F) Operasyonun uygulanması veya gerekli telkinlerin verilmesi G) Meydana getirilmiş (anestszileer, felçler gibi) fenomenlerin ortadan kaldırılması H) Post hipnotik telkinlerin verilmesi I) Süjenin dehipnotizasyonu J) Uyanmanın tam olup olmadığının kontrolü K) Kişinin salıverilmesi
TELEKİNEZİ NEDİR Resimler Sadece üyeler içindir!Telekinesis düşünce gücü ile cisimleri oynatmaktır. Bu herkeste olan bir yetenektir. Ne bir mucize ne de bir efsane. Tek gereken inanmak!
Telekinezi yeteneği doğal bir yetenektir, fakat tek sorun bu beceriyi öğrenebilmektedir. Öncelikle olayın Düşünce-Beyin-Bilinç-İnanç dörtlüsünde bittiğini söyleyelim. Ayrıca bazı araştırmalar da beynin Cortex bölümünde bu özellikle bağlantılı bölgeler keşfedildiğini de gözler önüne sermektedir.
Bazen bazı cisimler düşer. Biz kaydığını zannederiz veya korkarız. Ama bunun tek nedenin telekinezidir. Yani insanın o anda bilinçsizce çevreye saçtığı yeteneğidir.
Her şey ne düşünebiliyorsak, gerçekleşebilir felsefesine dayanmaktadır.
TELEKİNEZİ TEORİSİ
Genelde telekinezi insanlar tarafından mucize ve az rastlanan bir yetenek olarak bilinir. Fakat bu düşünce tamamen yanlıştır. Bakın!
Her yaşayan insan bir beyne sahiptir. Tüm beynimizi kullanmıyoruz ama herkes kendine uygun olanı bölümü kullanmaktadır. Mesela bazı insanlar sanattan, bazıları matematiksel bilimlerden, bazıları spordan, bazıları da danstan hoşlanır. Bu liste uzayıp gider. Tüm bu aktiviteler beyinde farklı yerleri kullanırlar. Düşünce gücü de bunlardan biridir. Hepimiz bunu kullanıyoruz ama dikkat çekmeyecek kadar az. Mesela bazılarımız bazı şeylerin önceden olacağını bilebiliyoruz veya ilk tanıştığımız bir insanın karakterini kendimizce yorumluyoruz. Yani iyi ya da kötü olduğunu hissedebiliyoruz. İşte bu özelliklerimizin tümü düşünce gücüyle ilgilidir.
Tüm her şeyin arkasında yatan şey kendinize inanmamanızdır. Aynen bir çocuğun, Matematiği asla yapamam, çünkü çok zor! ya da bir insanın, Ben telekinezi yeteneğimle cisimleri oynatamam, çünkü böyle bir yeteneğim yok! demesi gibi. Şimdi bunu durdurun! Kendinize inanın! Gerisinin geldiğini göreceksiniz!
KEHANET NEDİR
Dilimizde yaygın olarak kullanılan kehanet Arapça kökenli bir sözcüktür ve Türkçe karşılığı 'önbili'dir. Kehanette bulunan kişilere her çağda, her toplumda farklı isimler verilmiştir. Bu isimlerden dilimizde en yaygın olarak yerleşmiş olanı 'kahin' (erkek) veya 'kahine'dir (kadın).
Kahin sözcüğünün anlamı, gaipten haber veren ve Tanrı habercisidir. Ruhsal alem, beş duyumuzun algı sınırlarının üzerinde bulunan ve çok daha ince vibrasyonlardan oluşan, fizik kanunların dışındaki kanunlara tabi olan bir boyuttur ve insan her an bu boyutla iç içe yaşamaktadır.
Hiç şüphesiz daha önceden olmuş olaylara bakarak gelecekte ne olacağını söylemek bazı durumlarda mümkündür. Görgü ve deneyimlerimiz bize bazı olağan olayları önceden bilmemizi mümkün kılar. Basit bir hesap ya da tahmin yöntemiyle bazı şeyleri önceden bilmemize yardım edebilir. Fakat diğer ve belki de daha önemli şeyleri önceden bilmek olağan dışı bilgi derecesini ya da normal üstü algılama gücünü gerektirecektir.
Günümüzde bile gelecekte nelerin olacağı birey, toplum ve dünya insanlığı olarak herkesin ilgi duyduğu, merak ettiği bir konudur. Kehanete duyulan ilginin temelinde, insanın geleceğe karşı zayıf ve bilinçsiz durumda bulunmasından ötürü, yaşama karşı daha bilgili olarak direnebilmek, kendini emniyete almak, arzularının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öğrenmek, aşırı derecede eş koşulan hedeflerin gerçekleşmeme durumunda hayal kırıklıkları yaşamamak ve kaderinin ne olduğunu bilmek isteği yatmaktadır.
Duyular dışı yeteneklere sahip olan kişilere genel anlamda 'medyum' adı verilmiştir. Özel yeteneklere sahip olan medyum tabiatlı kişiler, ruhsal alem veya ruhsal boyutun varlıklarıyla iletişim kurabilmektedirler. Alınan bilgiler, insanın günlük yaşamı içerisinde duyular kanalıyla algılayamadığı, fakat özel şuur durumları içerisinde uzanabildiği farklı boyutlardan ve bu boyutlarda varlığını sürdüren yüksek deneyimlere sahip, insanların gelişimlerinden sorumlu idareci ruhsal varlıklardan alınan ruhsal tebliğlerdir.
Kehanetler büyük bir buz dağının su üstünde görünen küçücük bir bölümü gibidir. Asıl önemli olan suyun altındaki görünmeyen kısmıdır.
Kehaneti bir gerçek olarak kabullenmek bir bakıma geleceğin şu anda mevcut olması gerektiğini ileri sürmek gibi görünmektedir. Hür iradenin mevcut olduğunu kabul eden bizler, içinde bulunduğumuz zamanda geleceğin de olduğunu nasıl ileri sürebiliriz? Eğer gelecek önceden belirlenmişse, olayların gidişatını etkilemek konusunda bizim yapabileceğimiz bir şey yok demektir.
Hür iradeye inanmış olmak, hiçbir şeyin önceden belirlenmiş olduğunu kabullenmemek demektir. Fakat geleceğin genel hatlarıyla belirlenmiş olduğu düşüncesiyle, hiçbir şeyin önceden belirlenmediği düşüncesi birbiriyle nasıl uzlaşabilir? Bu soruya cevap 'Gelecek, genel hatlarıyla şekillenmiştir.' düşüncesini ele alış tarzına bağlıdır. Geleceğin bu şekilde düşünülmesi anlaşılması zor bir kavramdır. Böyle düşünmek belki de, eğer onu bir güzel sanatın içinden çıktığı yaratıcı bir eylem olarak ele alırsak, bu görüşü anlamamıza yardım edecektir. Bir sanat eseri fiziksel olarak meydana gelmeden önce sanatçının düşüncelerinde, hayalinde meydana gelir. Yani o eser yapılması olası hale gelmiştir, fakat henüz fiziki olarak görünür hale gelmemiştir. Maddileşmesi gerekir. Bir obje haline gelene kadar gerçekleşmiş olmaz.
Araştırmalar geleceği önceden görme vizyonlarının trajik olaylar konusunda daha sık ortaya çıkmakta olduğunu göstermektedir, mutlu olayların sezilme oranı, üzücü olayların sezilme oranının dörtte biri kadardır. Kötü olaylar arasında ölüm olayının içe doğması en yüksek orana sahiptir., bunun arkasından kazalar ikinci ve hastalıklar üçüncü durumdadır.
Spiritüel bilgilere göre insanın kaderi onun doğmadan önce yapmış olduğu hayat planı ile bağlantılı olduğu için geleceği de kendi ruhsal ihtiyaçları ile doğru orantılı olarak bir akış izler. Gelecek insanın dünya yaşantısında izlediği yola ve tempoya göre şekil almaktadır. Bu adeta şuurlu bir zaman akışına bizlerin dikkatini çekmektedir.
Bizler önümüzde bulunan yollardan birini seçeriz ve o yolu seçmekle, yol üzerinde olan her şeyle karşılaşmayı da beraberinde seçmiş oluruz. O sıradaki geleceğimiz de seçmiş olduğumuz o yola göre şekillenmektedir. Eğer başka bir yola saparsak geleceğimiz bazı özel durumlar dışında değişmiş olur. Burada varlıksal ilkelerden olan seçme özgü
Ülkemizde Medyumlar: Medyumluk çalışmalarına 21 yıldır aralıksız devam eden Medyum Umut,sizlere hak yolunda yardımcı oluyor.Gerçek bir medyuma ihtiyaç duyarsanız mutlaka Medyum Umut Hocadan yardım alınız.Ülkemizde maalesef pek çok sayıda kendisini medyumum diye tanıtan bir sürü sözde medyum türemiştir.Medyumluk öyle kolay yapılacak yada sonradan kazanılacak bir vasıf değildir.Bu yüzden Medyum Umut sizleri bu sözde medyumlara karşı uyarıyor.Lütfen medyumluk hizmeti alacağınız zaman o medyumun hakkında gerçek bir bilgiye sahip olun.Aksi halde hüsrana uğramanız kaçınılmaz olur.
Medyumluk Hizmetleri: Medyumluk hizmetleri arasında Umut beyin sayısız hizmeti vardır.Özellikle ayrılan eşleri birleştirmek ayrılan sevgilileri birleştirmek için hazırlamış olduğu birbirinden değerli vefk ve vefk çeşitleriyle Medyum Umut Türkiye de isim yapmış çok değerli bir medyumdur.Ayrıca Medyum Umut beyin iş ve kısmet açmak için nazara karşı hazırlamış olduğu vefkler yine büyü ve büyüye maruz kalmış insanlar için hazırlamış olduğu birbirinden değerli vefkler sayesinde insanlar gerçek mutluluğa kavuşuyorlar. Sizler de bir gün gerçek bir medyuma ihtiyaç duyarsanız Umut Hoca dan yardım alabilirsiniz. İnternet üzerinde kendisini hoca olarak tanıtan yalnız en küçük bir ilim sahibi bile olmayan insanlara karşı lütfen tedbirli olun.Bu kişiler adlarına çeşitli internet siteleri açarak siz değerli insanların yanılmasına neden olmaktadırlar.Bu nedenle lütfen her hocayım diyenin sözüne inanmayın.Bir çoğuda medyayı kullanarak insanları etkilemeye çalışıyorlar.Medyatik olmak iyi bir hocalık bilgelik taşınması anlamına gelmiyor ama maalesef toplumun böyle bir zaafiyeti var.Bizim insanımız tv programlarında boy gösteren kalitesiz niteliksiz hocalara itimat etmektedir.Bu çok büyük bir yanlıştır.Unutmayın ki ilim öyle kolay kazanılan bir özellik değildir. Medyatik olmak iyi ilim sahibi olan anlamı taşımamaktadır
Aşk Büyüsü: Dünyaca Ünlü Medyum Umut Hoca ,sevgilisinden ayrılmış insanları birleştiriyor. Evliliklerinde sorunlar yaşayan çiftleri birleştiriyor. Sizlerde çeşitli nedenlerden dolayı sevdiğinizden ayrı kalmışsanız Umut Hocanın kişiye özel aşk vefkleriyle tekrar o mutlu günlerinize dönebilirsiniz. Medyum Umut Hoca hazırladığı muhabbet vefkleriyle Türkiye'nin bir numaralı medyumudur.
Bağlama Büyüsü: Medyum Umut Hoca , bir takım nedenlerden ötürü ayrılmış olan sevgilileri tekrar eski mutlu günlerine dönmeleri için kişiye özel bağlama vefkleri hazırlıyor.Bunun yanında evli çiftler arasındaki geçimsizlikleri gidermek için hazırlamış olduğu vefkler sizlere mutlu bir yuva hayatına kavuşturuyor.
Sizde eşinizle büyük geçimsizlikler yaşıyorsanız yada eşiniz evi terk etmiş ise bu konuda konusunda tam olarak uzman olan Umut Hoca dan yardım alabilirsiniz.
Hocamızın Medyum Desteği: Türkiye de medyumluk danışmanlığı alabileceğiz en doğru adres Medyum Umut Hocadır.Kendisi 21 yılı aşkın süredir medyumluk hizmeti veren bu işi en iyi şekilde yapan bu şekilde insanların güvenini kazanmış tek medyumdur.Umut bey aşağıdaki konularda medyumluk hizmetlerini sürdürmektedir.
Aşk ve bağlama vefkleri.
İş kariyer kısmet açma vefkleri.
Nazar ve nazardan korunmak için özel vefkler.
İçki Kumar gibi kötü alışkanlıklardan kurtarmak için hazırlanan vefkler.
Her türlü büyü ve büyülere maruz kalmış insanlara yönelik vefkler.
Kişisel Çalışmalarım
ÇALIŞMA ALANLARIMIZ VE EN ÇOK BAŞVURULAN KONULAR EVLENMEK ve YUVA KURMAK İÇİN: Evlenmeyi isteyen her insan için, evlenmeyi arzu edipte çeşitli nedenlerle bir türlü evlenemeyenler için, evlenmek isteyen bekarların, boşananların ve dulların evlenmesi için yapılır.
AŞK KONUSU: Karşılıksız ve tek taraflı aşklarda, ayrılıklarda, sevdiğin insanı kendine aşık etmek ve bağlamak için, evliliklerde daha mutlu bir hayat için, eşini kendine aşık etmek ve her istediğini karşısındakine yaptırmak için yapılır.
EŞİNİN veya SEVDİĞİ BİR KİŞİNİN SADAKAT ve MUHABBETİ İÇİN: Sevdiğinin, eşinin ya da sevgilisinin kendisinden başka kimseye cinsel anlamda ilgi göstermemesi için ve kendisine sadık kalması için yapılır.
RIZKIN ÇOĞALMASI İÇİN: Rızkının, kısmetinin bollaşmasını isteyen her insan için yapılır. Rızkı ve kısmeti dar olan, iki yakası bir türlü bir araya gelmeyen insanların darlıktan refaha çıkması için yapılır.
BEREKET ve BOLLUK İÇİN: Kazancının ve Elindeki parasının bereketini göremeyen insanların paralarının, mallarının ve kazançlarının bereketlenmesi için yapılır.
MEVKİ ve MAKAM YÜKSELTMEK İÇİN: Hayatta, işte, istenilen maddi ve manevi her durumda mevki ve makam yükseltmek için yapılır.
MÜŞTERİ ve BOL KAZANÇ İÇİN: Müşteriye ihtiyacı olan insanların müşterilerinin çoğalması için ve müşterilerinden bol kazanç sağlamaları için yapılır.
KUMAR MÜPTELALARINI KUMARDAN KURTARMAK İÇİN: Kumara düşkünü olan insanları kumar oynama ihtiyacından ve kumar müptelasından kurtarmak için yapılır.
İÇKİ BAĞIMLILARINI İÇKİDEN KURTARMAK: İçkiye müptela olan insanların içki bağımlılığından kurtulup bir daha içki içmemeleri için yapılır.
KÖTÜ ÇEVRELERDEN KURTARMAK İÇİN: Kötü dostlardan, kötü çevreden ve kötü insanlardan kurtarmak için yapılır.
ZEKANIN ve BİLİNCİN ARTMASI İÇİN: Zekanın güçlenmesi, artması ve zeka kullanım oranının çoğalması için yapılır.
DALĞINLIK ve UNUTKANLIĞI GİDERMEK İÇİN: Dalğın ve Unutkan olan insanların unutkanlıklarının ve dalğınlıklarını gitmesi için ve her şeyi hafızalarında tutabilmeleri ve hatırlayabilmeleri için yapılır.
SINAV KAZANMAK İÇİN: Ö.S.S., KPSS ve bunlar gibi sınavları kazanmak için yapılır. Önemli Not : sınavdan bir ay önce yaptırılmalıdır.
SIKINTISIZ DOĞUM YAPMAK İÇİN: Doğumların kolay, sıkıntısız ve tehlikesiz olması için yapılır.
DİLEK VE HACETLERİN KABULÜ İÇİN: İstenilen bütün zaruret ve dileklerin kabulü için yapılır.
DÜŞMANLARA ÜSTÜN OLMAK İÇİN: Düşmanların zarar ve şerlerinden muhafaza için, düşmanlara karşı her zaman üstün ve galip gelmek için yapılır.
SİHİR, MUSKA ve BÜYÜ İÇİN: Her türlü sihir, muska, büyü ve tılsımların bozulması için etkisiz hale gelmesi için yapılır. Her türlü bağlanmış olan insanların açılması için, bahtı ve kısmeti bağlanmış insanların bahtlarının ve kısmetlerinin açılması için, Rızkı, işi, gücü, kuvveti bağlı olan kişilerin açılması için yapılır. MUHABBET ve SEVGİ: Seni sevmesini istediğin herkese uygulanabilir. Bu bir sevgili, arkadaş, ortak ve sevgisini arzuladığın herkes olabilir. Kaçanı geri getirmek için, ayrılanları birleştirmek için, eşlerde muhabbet, evladın sevgisi ve saygısı için, arkadaşların içinde sevgi ve saygı görmek için, aile bütünlüğünü korumak için, ebeveynleri tarafından sevilmek ve onlara sözünü geçirmek için, istenilen herhangi bir topluluğa otorite uygulamak için kısaca her türlü muhabbet için yapılır.
GÜZEL ve ZARİF GÖRÜNMEK İÇİN: İnsanlara güzel görünmek ve ilgi çekmek isteyen, yanlışlarının bile insanlar tarafından güzel ve hoş görünmesini isteyen insanlar için, herhangi bir toplumda, bütün çevrelerde, aile içinde ve iş ortamlarında eşsiz, çekici ve güzel görünmek için yapılır.
ZENGİNLİK, MAL ve MÜLK İÇİN: Zengin olmak ve mal-mülk isteyen bütün insanlara yapılır.
İŞ SAHİBİ OLMA ve İŞE GİRMEK İÇİN: İş bulamayan, işten atılan, işe girmek istediğinde problemlerle karşılaşan insanların rahatlıkla iş bulmaları ve işe girebilmeleri için yapılır.
KARA SEVDAYA TUTULUP MECNUNLUK VE PERİŞANLIK ÇEKEN İNSANLAR İÇİN: İmkansız aşka ve kara sevdaya tutulan insanların kurtulmaları için yapılır.
ÜZERİNE EŞ (KUMA) GELEN HANIMLARI KURTARMAK İÇİN: Üzerine kuma getirilen, eşi tarafından aşağılanan hanımları bu çilelerden kurtulmaları için yapılır.
ZİNAYI TERK ETTİRMAK İÇİN: Eşini aldatan, kadın veya erkeklerin zina yapmalarını engellemek için ve aldatılmayı ortadan kaldırmak için yapılır.
DEDİKODULARDAN ve İFTİRALARDAN KORUNMAK İÇİN: Yapılan dedikoduları ve iftiraları önlemek için ve gelecekte yapılacak olan dedikodulardan ve iftiralardan korunmak için yapılır.
ZİHİN BERRAKLIĞI İÇİN: Algılama ve anlama yeteneğinin artması için, kapalı ve sınırlı zihinlerin açılması ve berraklaşması için yapılır.
SÖZÜNE İTAAT EDİLMESİ İÇİN: Herhangi bir cemiyette , aile içerisinde ve bütün çevrelerde sözüne itaat ettirmek ve sözünün geçerli olmasını isteyen insanlar için yapılır.
MÜSİBETLERDEN KORUNMAK İÇİN: Öldürülmekten, ani ölümden, hastalanmaktan, kötülüklerden, korkudan, dertlerden, hırsızlardan, hapis olmaktan, felaketlerden, afetlerden, şeytanlardan, cinlerden, korunmak için yapılır.
UYKU SIKINTILARI İÇİN: Uyku çokluğundan veya uykusuzluk gibi sıkıntıları düzeltmek için yapılır.
EZBERLEME YETENEĞİNİ ARTIRMAK İÇİN: Ezberleme yeteneği düşük olan insanların ezberlerini güçlendirmek için yapılır.
SADAKAT ve İTAAT İÇİN: Erkek veya kadının eşine yada sevgilisine sadakakati, itaat etmesi için, istenilen herhangi birinin itaat etmesi için yapılır.
HER HANGİ BİR İNSANI BİR MUHİTTEN VE BİR ÇEVREDEN UZAKLAŞTIRMAK İÇİN: İstenilmeyen azgın, zararlı, kötü kişileri bir çevreden gitmesi ve uzaklaşması için yapılır.
ZİHİNSEL VE BEYİNSEL HASTALIK İÇİN: Sinir ve ruh hastalıkları için, akıl hastalıkları için, baş ağrısı için yapılır.
Nazar bilimsel olarak ta kanıtlanmış; İnsan bünyesinden yayılan zararlı ışınların beyin gücüyle beraber belli bir yere odaklanması sonucu, canlı veya cansız nesneleri olumsuz yönde etkilediği klinik deneylerle konunun uzmanları tarafından açıklanmıştır. • AİLE İÇİ HUZUR ve MUHABBET SORUNU YAŞIYORSANIZ, • EŞİNİZLE ARANIZDA HUZURSUZLUK GEÇİMSİZLİK VARSA, • KISMETİNİZİN BAĞLI OLDUĞUNA İNANIYORSANIZ, • BÜYÜ,MUSKA,GÖZ,NAZAR,CİN MUSALLATINA MARUZ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜYORSANIZ, • RUHSAL VE MANEVİ YÖNDEN BUNALIMLARINIZ VARSA, • İSTEM ve İRADE DIŞI DAVRANIŞ SERGİLİYORSANIZ, • İŞ KONUSUNDA BAŞARILI OLAMIYORSANIZ, • TOPLUMA UYUM SAĞLAYAMIYORSANIZ, • EŞİNİZDEN,NİŞANLINIZDAN, SÖZLÜNÜZDEN VEYA SEVGİLİNİZDEN AYRILDIYSANIZ, • VEYA SORUNLU BİR BERABERLİK YAŞIYORSANIZ, • ŞANSINIZIN, RIZKINIZIN, KISMETİNİZİN BAĞLI OLDUĞUNA YA DA İŞLERİNİZİN YOLUNDA GİTMEDİĞİNE İNANIYORSANIZ, • BİR TAKIM KONULARI KENDİ ÜZERİNİZDE SAPLANTI HALİNE GETİRİYORSANIZ, • SEBEPSİZ YERE SIKINTI BUNALIM VE RAHATSIZLIK DUYUYORSANIZ, • TIBBEN MÜMKÜN OLDUĞU HALDE ÇOCUK SAHİBİ OLAMIYORSANIZ,
Not: Büromuz Altınkum Mah.ikizcay 1002 nolu sok.no1 Edremitden Gelince ikizcay birinci köprüyü geçdikden sonra sola dönüp 100 metre ilerde Sagda Akçay Tlf : 0266 384 38 97 Fax: 0266 384 38 97 Cep Gsm:0535 488 20 33
Forumdaki 13 Kategoride 86 Forum var, Bu forumlara açılan 3045 Konuya 10 Cevap yazıldı..
Üye : 0 Misafir : 4 Toplam : 4 Rekor : 41 kişi 23.09.2009 11:17:08
Aktif Üyeler Genel Sorumlu - Yönetici - Forum Yöneticisi - Editör - VIP Üye